Duyurular

Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifakı 26 Yaşında!

1990 yılında da bir grup politikacı, savunucu ve aktivist bir araya gelmiş ve emzirmeyi korumak, desteklemek ve emzirmeye teşvik etmek için bir çerçeve oluşturmuştur:

“Innocenti Deklarasyonu”, 1990. Deklarasyon, bütün hükümetleri kadınların tam emzirme dönemi için elverişli bir ortam yaratmaya davet etmiştir. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için, stratejik ve eşgüdümlü bir küresel çaba gerekmekteydi. Farklı düzeylerde çalışan aktörler, bu toplumsal değişimi sağlamak amacıyla birlikte çalışmalıydı.

Bu küresel vizyon ve heves, 14 Şubat 1991'de, Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifakı’nın (WABA) kurulmasına yol açmıştır. Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifakı, emzirmenin korunması, tanıtılması ve desteklenmesinde görevli bireyleri ve etkin organizasyonları birbirine bağlayan bir ağ ağı olarak yeni bir hayat başlatmıştır. Topluluklara yüksek umutlar bağlamak, sivil toplumu seslendirmek ve dünya çapında toplumsal seferberliği harekete geçirmek için Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifak’ına ihtiyaç duyulmuştur.

Bir yıl sonra, Anwar Fazal ve UNICEF ekibi, dayanışma ve eylem oluşturabilecek benzersiz birleştirici bir sosyal mobilizasyon olayı yaratma ihtiyacı duyduklarını fark etmiştir. Böylece 1992'de Dünya Emzirme Haftası başlamıştır. 

Yıllar boyunca Dünya Emzirme Haftası temaları çeşitli konularda yoğunlaşmış ve emzirmeyi önemli derecede harekete geçirme olanağı yaratmıştır. Yerel savunucuların seslerini duyurmasına ve bizim de küresel öncelikleri topluca şekillendirmemize yardımcı olmaktadır.

Dünya Emzirme Haftası, Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifakı'nın temel amacını temsil eder. Uyumlu eylemlerle beraber küresel emzirme hareketini güçlendirmek ve uyum getirmek.


2016 yılında Emzirme Eylemi İçin Dünya İttifakı, Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerini (SDGs) başarmak için yapılan kampanyayla 15 yıllık uyum sürecine başladı. Oldukça basit olan emzirme eylemi, hayatın başlangıcında hayati önem taşıyan bir şey, eğer korunur, teşvik edilir ve desteklenirse tutum ve davranışta değişikliğe katkıda bulunabilir ve sürdürülebilir kalkınmanın yolunu açan koşullar yaratabilir.